Ataşehir Belediye Başkan Vekilliği seçiminin yapıldığı gün, belediye binası önünden İlçe Seçim Kurulu’na yürüyen meclis üyeleri ve vatandaşlar, seçim sürecini protesto etti. Yürüyüşte, “Satın aldıklarınız sizin olsun, onurumuz bize yeter” yazılı pankart taşındı.

İlçe Seçim Kurulu önünde basın açıklaması yapan Özgür Çelik, meclis üyeleriyle birlikte mazbatalarını bırakmak amacıyla geldiklerini belirtti. Meclis üyelerinin ve vatandaşların seçim kuruluna girişinin polis tarafından engellendiğini söyleyen Çelik, güvenlik güçlerinin muhalefeti engellemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Ataşehir İlçe Seçim Kurulu’nun önündeyiz şu anda. Ataşehir Belediyesi’nin önünden buraya meclis üyelerimizle beraber bir yürüyüş gerçekleştirdik. Meclis üyelerinin elinde bir pankart vardı. O pankartın üzerinde şöyle bir ifade yazıyordu: “Satın aldıklarınız sizin olsun, onurumuz bize yeter.” Bu pankartla beraber, bu karanlık anlayışa teslim olmayan meclis üyelerimizle ve Ataşehirlilerle bir yürüyüş gerçekleştirdik.

Burada, Ataşehir İlçe Seçim Kurulu’nun önünde bir basın açıklaması yapıp mazbataları buraya bırakmak için geldik. Ancak ne yazık ki karşımıza çıkmaya cesareti olmayanlar, sandığı milletin önüne koymayanlar, yine bir talimat zinciri içerisinde devletin polislerini karşımıza diktiler.

Şu anda belediye meclis üyeleri 20 metre geride, bu seçim kurulunun önüne giremiyor. Ataşehirliler diğer tarafta, seçim kurulu bahçesinin duvarının önünde. Yüzlerce polis getirilmiş; engelleniyorlar ve seçim kurulundan içeriye giremiyorlar.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Hepimizin canını ve malını korumakla görevli olan devletin polisinin bu kötü oyunun, bu kötü sürecin bir parçası hâline getirilmesini şiddetle kınıyoruz.

Bakın, her gün okullarda şiddet olayları, katliamlar gerçekleşiyor. Daha geçtiğimiz hafta Başakşehir’de birisi, katliam gerçekleştirmek amacıyla okulun bahçesine giriyor. Okulun bahçesinde çocuklara saldırıyor. Yetmiyor, koridorda saldırıyor. Yetmiyor, sınıfın içerisine girip sınıfta saldırıyor. Sekiz çocuğu bıçaklıyor. Çocuklardan yaşamını yitirenler var. Ailelerinin başı sağ olsun.

Ama devletin polisi, devletin kolluk gücü tamamen muhalefeti, toplumsal muhalefeti sindirme ve susturma aracı olarak kullanılıyor. Bu olmaz. Bu olmaz! Devletin polisi gidecek, okullarda güvenliği sağlayacak. Devletin polisi sokaklarda güvenliği sağlayacak. Devletin polisini bu kötü oyunun, bu kirli oyunun bir parçası hâline getirenleri kınıyoruz. Bu çok yanlış.

Ataşehir İlçe Seçim Kurulu’nun önündeyiz. Neden buradayız? Burada bugün bir tiyatro sergileniyor. Bir oyun sergileniyor. Bir meclis başkan vekilliği seçimi gerçekleşiyor.

Şöyle geriye doğru bir bakalım. Ne oldu Ataşehir’de? 31 Mart seçimlerinde Onursal Adıgüzel, Ataşehir’de yüzde 56 oy aldı. 139 bin oy aldı. Rakibi yüzde 35 oy aldı. Rakibinin 20 puan üzerinde bir oy farkıyla seçimi kazandı. 139 bin Ataşehirli, Onursal Adıgüzel’e ve belediye meclis üyelerimize oy verdi.

Onursal Adıgüzel haksız ve hukuksuz bir biçimde tutuklandı. Öyle tutuklandı ki tutuklamaya sevk yazısına, “Onursal Adıgüzel’in bu konularla hiçbir alakası yoktur. Hiçbir bulguya rastlanmamıştır.” diye yazdılar. Ancak “Onun haberi olmasaydı böyle şeyler olmazdı.” diyerek absürt gerekçelerle Onursal Adıgüzel’i tutukladılar. Başkan yardımcısını, bürokratları tutukladılar.

Sonrasında burada, 30 Nisan’da bir belediye başkan vekilliği seçimi gerçekleşti. Murat Güneş isimli arkadaşımız belediye başkan vekili olarak seçildi, görevine geldi. Murat Güneş’i haftalarca tehdit ettiler. “Ya rozet ya kelepçe.” dediler. “Ya istifa edeceksin ya AK Parti’ye katılacaksın, yoksa hapse atılacaksın.” dediler.

Murat Güneş, bu baskılar karşısında 1 Ekim günü bir açıklama yaptı. Dedi ki: “Ataşehir’de seçmen iradesine yönelik girişimleri dikkatle takip ediyoruz. 18 belediye meclis üyemizle görevimizin başındayız. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Ve 3 Ekim günü bir şafak operasyonuyla Murat Güneş’i ve iki belediye başkan yardımcısını gözaltına aldılar. Burada, meclis üyesi sayısında kendilerinin meclis seçimini kazanabileceği bir formülü gerçekleştirene kadar tehditle, baskıyla, şantajla bir oyun sergilediler.

Altı belediye meclis üyesini önce türlü tekliflerle, türlü tehditlerle transfer ettiler. Burada meclis üyesi sayısında 25’e 12 bir tablo vardı. Bunların altısını transfer ettikten sonra, tam da bu zaman dilimi içerisinde Livan isimli bir belediye meclis üyemiz yargılandığı davadan beraat etti. İki gün önce yargılandığı davadan beraat etti.

Biz İstanbul Valiliğine, bu meclis üyemizin de oy kullanma yeterliliğine sahip olabilmesi için göreve iade yazısını yazdık. Her ne hikmetse Adalar’da, Adalar halkının iradesine çökmek için bir gece vakti devletin kurumuna götürülerek, birkaç saat içerisinde oy kullanabilsin diye göreve iade işlemi yapılırken, beraat ettiği günden beri bu meclis üyemizin göreve iadesi yapılmıyor.

Ataşehir’de kamyon binaya sürttü: Bina tahliye edildi
Ataşehir’de kamyon binaya sürttü: Bina tahliye edildi
İçeriği Görüntüle

Neden? Çünkü göreve iade olursa gelecek, burada bizim göstereceğimiz adaya oy verecek ve biz bir kez daha seçimi kazanmış olacağız. Bunun için göreve iadesi yapılmadı.

Bir başka şey: Murat Güneş tutuklandıktan sonra burada 18’e 17 bir tablo ortaya çıktı. Murat Güneş de “Eğer 18’e 18’lik bir durum varsa ben istifa edebilirim.” dedi.

Ancak bir de baktık ki belediye meclis üyelerinden gözaltına alınıp serbest bırakılanlardan bir tanesi ne yazık ki gitmiş… Artık kendisiyle adliyede, emniyette ne konuşulduysa gitmiş, o da teslim olmuş. “Meclis üyeleri toplantıya katılmayabilir. Ben katılacağım.” diyerek o da bu sürecin bir parçası oldu.

Şimdi, bizim listelerimizden seçilmiş iki belediye meclis üyesi, Ekrem Köse ve Bekir Bozkızıl, bugün yapılan seçime katılarak seçimin ertelenmesini engellemişlerdir.

O iki kişinin de baskı ve tehdit altında olduğunu biliyoruz. Bir tanesi gözaltına alındı. Adliyeye ifadeye götürüldü. Adliyeden serbest bırakıldı. Diğerinin de iş yeri üzerinden baskı ve tehdit altında olduğunu zaten bütün Ataşehir kamuoyu biliyor.

Biz belediye meclis üyelerimizle, mazbatalarıyla birlikte Ataşehir İlçe Seçim Kurulu’nun önüne geldik. Belediye meclis üyelerimiz girebilseydi bu mazbataları seçim kurulunun duvarına yapıştıracaklardı. Şimdi biz milletvekilimizle ve arkadaşlarımızla, meclis üyeleri adına bu mazbataları biraz sonra bu duvara yapıştıracağız.

Ama onun öncesinde şunu ifade etmek isterim: Son günlerde bu belediyelerin el değiştirmesi üzerinden kamuoyunda bir tartışma yürüyor. “Bu seçimler neden kaybediliyor?”

Bütün Türkiye kamuoyu şunu çok iyi biliyor aslında. Bir kez daha tekrar etmek lazım: Biz İstanbul’da girdiğimiz belediye başkan vekilliği seçimlerinin hiçbirini kaybetmedik.

Bakın, Üsküdar’da belediye başkanı tutuklandıktan sonra başkan vekilliği seçimi gerçekleşti. Uyduruk gerekçelerle seçimi iptal ettiler. Tekliflerle, tehditlerle iki belediye meclis üyesini gözaltına alıp tutuklayarak, onlar tutukluyken seçim yaptılar. O şekilde Üsküdar Belediyesi el değiştirdi.

Adalar’da biz ilk meclis başkan vekilliği seçimini kazandık. Bayrampaşa’da kazandık. Buralarda da uyduruk gerekçelerle seçimler iptal edildi. Sonrasında yine tehditle, teklifle, gözaltılarla bu ilçelerde seçmen iradesine çökülmüş oldu.

Dolayısıyla bu bir meclis başkan vekilliği seçimi değil. Bugün Ataşehir’de gerçekleşen bir seçim değil. Bir seçim değil! İnsanlar tutuklanmış, belediye başkan vekili tutuklanmış; gözaltına alınmış, tehdit edilmiş.

Ben kendisine soruyorum. Ekrem Köse’ye diyorum ki: “Meclis üyeleri katılmama kararı alırsa ne yaparsınız?”

“Başkanım, ben katılacağım.” diyor.

“Peki, oy tercihiniz nasıl olur?”

“O sabah düşüneceğim.” diyor.

Yani açık açık ikrar ediyor. Teslim olmuş, teslim almışlar. Bu bir seçim değil. Bu nedenle biz Ataşehir’de bu kirli oyunun bir parçası olmuyoruz. Yüzümüzü Ataşehir halkına dönüyoruz. Yüzümüzü millete dönüyoruz. Yüzümüzü İstanbul’a dönüyoruz.

Milletin üzerinde hiçbir güç yoktur. Milletin üzerinde hiçbir kuvvet yoktur. Bu kirli oyunun bir parçası asla olmayacağız.

İşte Ataşehirliler burada. Ataşehirliler, ilçe seçim kurulunun önünde. Şunu da ifade etmek isterim: Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hiç kimse umutsuz olmasın.

Bakın, 5 kişinin, 10 kişinin, 20 kişinin, 40 kişinin oy kullandığı seçimlerde bu uygulamaları yapabilirler. İkisini gözaltına alabilirler, altısını satın alabilirler. Ama hep söylüyoruz: Türkiye’de 57 milyon seçmenin iradesini tutsak edemezler. 86 milyona kelepçe vuramazlar.

Sandık gelecek. Ataşehir, günü geldiğinde bu uygulamalara çok yüksek seviyede cevap verecek. Çok yüksek seviyede cevap verecek. Biz burayı yüzde 56 ile kazandık. Biz burayı yüzde 76 ile yeniden kazanacağız.

Biz yürüyüş yapıp gelirken Ataşehirlilerin bir kısmı bizimle beraber yürüdü. Geriye kalanların hepsi de balkonlarından bu süreci protesto ediyor. Sadece bize oy verenler değil, AK Partililer de söylüyor, MHP’liler de söylüyor. “Böyle olmaz.” diyorlar. “Bu yöntemlerle belediyeler el değiştirmez.” diyorlar.

Son olarak şunu ifade etmek isterim: Fon vurgunlarıyla, fon soygunlarıyla milletin cebindeki üç kuruşa göz dikenler, devletin bütün kurumlarını sömürdüler. Sömürecek kurum bırakmadılar. Kendi yönettikleri alanlarda sömürecek alan bırakmadılar. Devletin bütün kurumlarını sömürdüler. Sonra gözlerini vatandaşın cebine diktiler. Vatandaşın cebindeki üç kuruşu da fon vurgunlarıyla aldılar.

Şimdi belediyelere çökerek buraların rantını yönetmek istiyorlar. Buralardan seçim bütçesi oluşturmak istiyorlar. Ama istedikleri kadar zalimleşsinler. Türkiye bu gerçekleri görüyor. Türkiye buna izin vermez. Türk halkı buna izin vermez. Biz bu karanlığı yeneceğiz. Biz bu karanlığı yeneceğiz.

Buyurun arkadaşlar.

— Özgür Bey, dördüncü tur sonuçlanmış. Yine iki boş oy ve 18 oyla, dördüncü turda AK Parti’nin adayı seçilmiş.

— Seçimin yapılmasını sağlayıp iki boş oy atan arkadaşla ilgili “Dik durmuşlar.” dememizi mi bekliyorsunuz arkadaşlar? Lütfen!

Serdar Orhan, Ataşehir Belediye Başkan Vekilliğine tehditle, teşvikle, teklifle seçilmiştir. Evet, bu belki yasalar önünde böyle gerçekleşmiş olabilir ama milletin gözünde, Ataşehirlilerin iradesinde Serdar Orhan belediye başkan vekili olamaz.

Kesinlikle doğru. Soruya yönelik şu cevabı vermek isterim: Eğer bizim listelerimizden seçilmiş o iki meclis üyesi bugün o salona girmeseydi bu seçim üç gün sonraya ertelenecekti. Çünkü burada salt çoğunluk 20 ile sağlanıyordu.

“Meclis üyeleri karar aldı, siz de girmeyin.” dememize rağmen onlar gittiler. Bu ihanete ortak oldular. Dolayısıyla boş oy kullanmaları, onların bu ihanetlerinin üstünü örtemez.

Burada altı belediye meclis üyesi transfer olarak Ataşehir halkının iradesine ihanet etmiştir. Ama bugün oraya giden iki meclis üyesi de bu ihanete ortak olmuştur. Tarihe not düşmek adına onların isimlerini de teker teker söyleyeceğiz.

Bugün o ihanete ortak olan iki kişi: Ekrem Köse ve Bekir Bozkızıl. Diğer transfer olanlar: Cengiz Kayayurt, Mehmet Alver, Oğuz Sarul, Sinan Emrah Yıldırım, Fatih Evliyaoğlu ve Abdullah Aslan.

Murat Güneş cezaevinden çıkacak. Onursal Adıgüzel cezaevinden çıkacak. Birkan Yıldız cezaevinden çıkacak. Ataşehir’in onurlu bürokratları cezaevinden çıkacak. Ülkelerine hizmet etmeye devam edecekler.

Ama az önce ismini saydığım meclis üyeleri, siz var ya, sizin yüzünüzden Murat Güneş tutuklandı. Sizin yüzünüzden tutuklandı! Siz gittiniz, bir ceberut iktidara teslim oldunuz. Onların amacını biliyoruz. Onlar sandığı milletin önünden kaçırmaya çalışıyorlar. Siz kendi torunlarınızın geleceğine ihanet ettiniz.

Murat Güneş’in çocuklarının gözyaşları, sizin boynunuzda bir ömür boyu utanç vesikasıdır. Ataşehir bunu unutmayacak. Siz hiçbir zaman Ataşehir sokaklarında başınız dik yürüyemeyeceksiniz. Ama bizim arkadaşlarımız, bugünler geçtiğinde onurla, gururla Ataşehir sokaklarında yürüyecekler.

Teşekkürler arkadaşlar.