Demokrat Parti Merkez Karar Kurulu Üyesi Dr. Ali İnan, Türkiye'de son dönemde yaşanan yatırım fonu krizini değerlendirerek finans piyasalarındaki denetim eksikliklerine, yatırımcıların karşı karşıya kaldığı risklere ve ekonomik koşulların vatandaşları yüksek kazanç arayışına yönlendirmesine dikkat çekti.

Türkiye'nin geçmişte yaşadığı finansal krizleri hatırlatan İnan, 1980'li yıllardaki banker krizleri ve İmar Bankası olayına benzer bir süreçle karşı karşıya olunduğunu savundu.

“455 Binden Fazla Yatırımcıyı İlgilendiren Büyük Bir Kriz”

Türkiye'deki toplam yatırım fonu büyüklüğünün 9 trilyon TL'yi aştığını ifade eden İnan, mevcut krizden etkilendiğini belirttiği fonların büyüklüğünün yaklaşık 891 milyar TL, dolar karşılığının ise 18,3 milyar dolar civarında olduğunu öne sürdü.

Krizin 455 binden fazla yatırımcıyı ilgilendirdiğini belirten İnan, bazı fonlarda yüzde 3.000'e varan değer artışlarının yaşandığını, ardından ciddi kayıpların ortaya çıktığını söyledi.

İnan, sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yüzde 3.000'lere varan değer artışlarının yaşandığı fonlarda ilk ciddi sorunlardan biri, yaklaşık 132 milyar TL büyüklüğündeki Pusula Portföy'de ortaya çıktı. Yatırımcıların çıkış taleplerini yeterince karşılayamayan Pusula Portföy, 15 Eylül'de temerrüde düştüğünü açıkladı. Ardından Tera Portföy bünyesindeki bazı fonlarda da benzer sorunlar yaşandı.”

“Fon Büyüklüğündeki Hızlı Artış Dikkat Çekici”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 2025 yılında fon piyasalarındaki manipülasyon iddialarına ilişkin açıklamalarını hatırlatan İnan, söz konusu dönemde 131 fonda yaklaşık 297 milyar TL bulunduğunu, Eylül 2026 itibarıyla bu büyüklüğün 800 milyar TL seviyesine ulaştığını ifade etti.

Yaklaşık 500 milyar TL'lik artışın dikkatle incelenmesi gerektiğini savunan İnan, yatırım fonlarının kuruluş ve denetim süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

“SPK Denetimleri ve Mevzuat Yeniden Gözden Geçirilmeli”

Yatırım fonlarının kuruluş süreçlerini eleştiren İnan, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından uygulanan onay ve denetim mekanizmalarının yatırımcı güvenliğini sağlamak açısından yeterliliğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Fonların yatırım stratejilerini, iç tüzüklerini ve izahnamelerini hazırlayarak varlıkların saklanması için ilgili kuruluşlarla anlaşma yaptığını, gerekli onay süreçlerinin ardından ihraç edilebilir hâle geldiğini anlatan İnan, mevcut düzenlemelerin daha güçlü güvence mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini savundu.

İnan, krizin nedenlerine ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekti:

“Yetersiz mevzuatın yanı sıra sığ piyasalarda yapay yoğunlaşma oluşturulması, halka açıklık oranı düşük hisse senetlerinde çapraz işlemlerle varlık değerlerinin olduğundan yüksek gösterilmesi ve kaldıraçlı işlemler yoluyla yüksek riskli yatırım araçlarına yönelinmesi, bu sürecin temel nedenleri arasında yer almaktadır.”

“Fonların Eş Zamanlı Dijital Denetimi Sağlanmalı”

Krizin yalnızca fon yatırımcılarını değil, borsada işlem gören şirketleri ve genel piyasa güvenini de etkilediğini belirten İnan, bazı hisse senetlerinde yüzde 40 ila yüzde 50'ye ulaşan değer kayıpları yaşandığını ileri sürdü.

Finans piyasalarında güven ortamının yeniden oluşturulması gerektiğini vurgulayan İnan, denetimlerin siyasi ayrım gözetilmeksizin yürütülmesini ve hukuka aykırı işlemlere karşı etkili yaptırımlar uygulanmasını istedi.

İnan, özellikle fonların dijital sistemlerle eş zamanlı izlenmesinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Fonların hangi hisse senetlerine yatırım yaptığının, işlemlerin ve risk yoğunlaşmalarının dijital sistemler aracılığıyla eş zamanlı denetlenmesi gerekiyor. Sıkı denetim ve etkili hukuki yaptırımlar olmadan piyasalarda kalıcı güven sağlanamaz.”

Türkiye ekonomisinin kırılgan yapısına ve dış finansman ihtiyacına da değinen İnan, bu tür krizlerin yabancı sermaye girişleri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği uyarısında bulundu.

“Anayasa'nın 167. Maddesi Devlete Sorumluluk Yüklüyor”

Finans piyasalarının sağlıklı işleyişinin anayasal bir sorumluluk olduğunu hatırlatan İnan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 167. maddesine dikkat çekti.

Söz konusu maddede devletin para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlü olduğunun düzenlendiğini belirten İnan, devletin gerekli adımları atacağına inandığını ifade etti.

“Anayasamızın 167. maddesi bu konuda açık hükümler içermektedir. Devletimiz, piyasaların sağlıklı işlemesini sağlamak için gerekli tedbirleri almakla sorumludur. Bundan sonra gerekli önlemlerin alınacağına olan inancımız tamdır.”

“Gültekin Uysal'ın ‘Kravatlı Soygun’ Olarak Nitelendirdiği Süreçten Ders Çıkarılmalı”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'ın yaşananları “kravatlı soygun” olarak nitelendirdiğini hatırlatan İnan, bu krizin Türkiye açısından önemli dersler barındırdığını söyledi.

Ekonomik tedbirlerin tek başına yeterli olmayacağını savunan İnan, vatandaşların neden yüksek riskli yatırım araçlarına yöneldiğinin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

İnan, özellikle reel ücretlerdeki baskılanma, emekli maaşlarının alım gücündeki gerileme ve eğitim ile sağlık harcamalarının vatandaşlar üzerindeki yükünün, insanları daha yüksek kazanç arayışına ittiğini ifade etti.

Vergi borcu yapılandırma ne zaman bitiyor, hangi borçları kapsıyor?
Vergi borcu yapılandırma ne zaman bitiyor, hangi borçları kapsıyor?
İçeriği Görüntüle

“Çalışarak elde edilemeyen yaşam standartlarına kısa sürede yüksek kazanç sağlayan yatırım araçlarıyla ulaşılabileceği düşüncesi giderek yaygınlaşıyor. İnsanları bu tür riskli yatırımlara yönlendiren ekonomik ve toplumsal koşulları da değerlendirmek zorundayız.”

“Ekonomik Düzelmenin Yanında Ahlaki Düzelme de Sağlanmalı”

Açıklamasının son bölümünde toplumsal ahlak, dürüstlük ve sorumluluk bilincinin önemine dikkat çeken Dr. Ali İnan, ekonomik sorunların çözümünün yalnızca finansal düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Temiz bir toplumun oluşmasında ahlaki değerlerin belirleyici olduğunu ifade eden İnan, eğitim sisteminin yalnızca akademik başarıya değil, evrensel ahlaki değerlere de odaklanması gerektiğini söyledi.

İnan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Asıl olan, ekonomik düzelmenin yanında ahlaki düzelmeyi de sağlamaktır. Temiz bir toplumun oluşması ve ahlaklı insanların yetişmesi, bir ülkenin ve insanlığın geleceğini etkileyecek en önemli faktörlerden biridir.**

Sadece akademik başarıya değil; dürüstlüğe, sorumluluk bilincine ve evrensel ahlaki değerlere de odaklanmalıyız. Körü körüne itaat eden değil, doğru ile yanlışı ayırt edebilen bireyler yetiştirmeliyiz.”

Dr. Ali İnan, yatırımcıların korunması, finans piyasalarında şeffaflığın artırılması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve toplumsal değerlerin geliştirilmesinin Türkiye'nin ekonomik geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.