NASIL EVYAPLI OLDUM VE İLK İMZAM “EVYAP”
Ortaokul ve lise yıllarımı esnaf çocuğu olduğumdan ticaretin içinde, dahası matbaa kalfası – ustası olarak geçirdim, Atatürk Üniversitesindeki fakülte yıllarımı da ulusal gazetelere muhabirlik ve yerel gazete yöneticiliği ile tamamladım. Organizasyonlar, reklam ve ilan acenteliği yaptım, yazdım. Lisansın ardından ilk profesyonel işim, o yıllarda merkezi Tahtakale’de olan kırtasiye ve hırdavat sektörünün en büyük müesseselerinden olan Adel Kalem – Ellialtı Grubunda oldu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde İşletme Politikaları ve Organizasyon kürsüsünde doktora öğrenciliğime kadar burada merhum Adnan Ellialtı (Adel’in isim babası) yanında satış mümessilliğinden satış müdürlüğüne kadar uzanan görevim süresinde satışa, satıcılığa dair iyice yoğruldum, piştim.
Ticaretin, satışın içinde olgunlaştığımı düşünerek kişisel gelişimim adına yüksek lisans tezimi özellikle pazarlama – marketing alanından seçerek “Reklam İşletmelerinin Yönetimleri” konusunda hazırladım.
Hava Kuvvetlerinde Tahakkuk ve Satın Alma Subayı olarak tamamladığım askerlik görevimin ardından kariyerimi pazarlama alanında sürdürmek için iş başvurusu yaptığım o yılların (1988) etkin danışmanlık şirketlerinden YGM aracılığı ile dönemin popüler ve en etkin reklam ajanslarından Pars/McCann Ercikson’da “Müşteri Temsilcisi” olarak istihdam edildim.
Henüz askerliğim bitmediğinden Cuma, Cumartesi günleri ajansa geliyordum. Mart’ın son haftasında ajansın 3 patronundan Pınar Kılıç Bey odasına davet etti. Girişi, gelişmeyi geçeyim, “Ahmet Durul Bey ve Mukaddes Akça Hanımla bizim en önemli müşterimizden biri olan Evyap’a sizi transfer etmeyi, orada kariyerinizi sürdürmenizi düşünüyoruz.” deyince bir an fena bozuldum.
“Birkaç haftadır ajansa hafta sonları geliyorum, beni istihdam ettiğinize pişman mi oldunuz ki böyle bir karar aldınız?” diyebildim.
“Hayır, ekibimize çok yönlü iyi bir arkadaş dahil ettiğimize inanıyoruz. Zaten bu yüzden Evyap için uzun zamandır çözemediğimiz satış ve pazarlama nosyonu bir arada olan ara kademe yöneticisi eksikliğini seninle giderebileceğimizi düşündüğümüzden seni önerdik.”
“Teşekkür ederim ama ben kariyerime inşaat sektöründe devam etmek istemiyorum, daha çok insana, tüketiciye dokunabileceğim alanlarda yürümek istiyorum.” deyince o anda içeri giren Ahmet Durul beyle şaşkınlık içinde birbirlerine baktılar!
O yıllarda inşaat sektörü kabuk değiştirmeye başlamış, kooperatif modellerini sıkça duyar olmuştuk. Evyap’ı da o an inşaat, kooperatif olarak algılamıştım.
“Evyap ismi inşaat işini andırabiliyor ama hani Arko – Duru markaları var ya, onları üreten bin kişiden fazla istihdamı olan önemli, bizim ajansında en büyük müşterilerinden, reklam bütçesi yüksek köklü bir firma. Bir randevu oluşturalım, bir kere görüş içine sinmezse burada işine devam edersin.” yanıtını alınca gönülsüzde olsa, “Peki, görüşeyim.” dedim.
Hemen Genel Müdür Ergün Karagöz Beyi aradı, randevu oluşturuldu. Adresi verdiler, tarif aldım.
Ayazağa Köyüne ilk defa gidecektim, Maslak’tan taksiye bindim. Şimdi o güzergahta Mef Üniversitesi var, var da var. O yıllarda oralar askeri alan ve devamı resmen dağlık, şehir dışı bir konum. Yolda tek tük araç…
“Ne işim var ormanda, dağın başında, kar da kışta buraya gelinmez, en iyisi geri döneyim” diye düşündüm bir an. Sonra da nasılsa yolu yarıladım, geri dönene kadar gidip usulen bir görüşeyim hem randevuya gitmeyip saygısızlıkta yapmamış olurum diye kendi kendime söylendim.
Ergün Bey sıradan bir yönetici profilinde değildi, arada kulağını karıştırıyordu ama oldukça da güven veriyor, harika hedefler önüme koyuyordu.
Endüstri tarafında çok mesafe aldıklarını, güçlü bir satış organizasyonuna sahip oldukları için şimdilik totalde satışların iyi olduğunu ama penetrasyon ve tüketiciden talebi oluşturma konusunda arzu edilen seviyede olmadıklarını bu yüzden süreçte geri düşebilecekleri endişesini taşıdıklarını izah etti. Bunun içinde grupta köklü reorganizasyona gidilerek Türkiye’nin en iyileri sayılabilecek pazarlama otoritelerini üst düzey yönetici olarak göreve başlatacaklarını, ürün yönetimi anlayışına geçilecek bu süreçte bu uzmanların eli kolu olacak satışı da bilen pazarlama asistanlığını, süreç yönetiminde işlevsel bir kadroyu bana öneriyordu.
Randevuya gelirken hesapta yoktu ama hemen o gün Evyap Ailesi’nden kimse ile de görüşmeden, görüştürülmeden görevi kabul ettim, 7 Nisan 1988 itibariyle de resmen Evpaş Pazarlama A.Ş.’nin mensubu oldum.
Gruba pazarlama alanında ilk katkım, Pınar Bey’le olan diyaloğumun meyvesi oldu. Evyap o tarihlerde de iyi bir reklam verendi ama sadece Arko ve Duru markaları işleniyordu. Bu iki değerli markanın üreticisini kimse bilmiyor, reklamlarda EVYAP hiç vurgulanmıyordu. O tarihten sonra Koç Holding’in tüm şirketlerinin reklamlarının dip köşesinde grubun logosu nasıl yer alıyorsa Arko’nun, Duru’nun da tüm reklamlarında EVYAP logosu yer almaya başladı. Bu da benim EVYAP’daki ilk imzam oldu.
Rahmetle andığım, üzerimde emeği çok olan merhum Ergün Karagöz Bey’in ilk görüşmemizde isimlerini vermeden bahsettiği kişiler her biri alanlarının uzmanı olan Yener Tugay, Atilla Öğüd ve Yener Cal ile bugün can dostlarımdan olan Art Direktörümüz sevgili Ahmet Çağıldak idi.
Evyap anılarımı, tecrübelerimi (zaman zaman derslerde öğrencilerle paylaştıklarımı da) paylaşmaya devam edeceğim.
(Fotoğraf katıldığımız ilk fuar olan TÜYAP 7. Kozmetik Fuarından 5 Nisan 1989)
Recep Ali Aksoylu / Hilton Kozyatağı 28.4.2023