Üst Reklam 970x90
SERKAN ŞİMŞEK

SERKAN ŞİMŞEK

Mail: info@atasehirhaber.com.tr

ÖF ANNE(!)

Bugün köşemi en değerlilerimize annelerimize ithafen yazıyorum.
Bugün aslında harf olarak çok kısa olan, ancak anlam olarak kelimelere sığdıramayacağım Annelerimizi anlatmak istiyorum.
Bundan tam 27 yıl önce hayata merhaba dediğimde her türlü zorluklarla beni doğuran annemin, çilesini, acısını ve zorluklarını anlatmak istiyorum... 
Daha doğrusu zamanın bana gösterdiği annelerin yaşam hikayelerini...
***
27 Yıl önce Sivas'ın Koyulhisar İlçesine bağlı Değirmentaş Köyü'nde doğmuşum bir sabah vaktinde... Sonrasında zor koşullarda tarım ve hayvancılık ile uğraşan ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya merhaba demişim. Zamanla büyürken, annemin kucağında derken büyüdükçe eşşeğin sırtında tarlaya gidiş gelişlerimi hatırlıyorum. Kimi zaman balçığa batan eşşeğin üzerinde gözyaşı döktüklerimi... Sivas çocukluğumun geçtiği en güzel dönemlerde en güzel anılarımın olduğu yerdi... Babamın zaman zaman gurbete çıktığı dönemde annem ile tarla, bağ bahçe derken zorluklarla büyümeye devam ediyorum. Çocuğum ben hiç birşeyden haberi olmadan 13'ünde gelin oluşunu yıllar sonra anlatılan geçmişlerde öğreniyorum. Rahmetli babaanneminde babamın yokluğunda annemle bizleri disiplinli yetiştirme çabalarını ve yıllar önce eşini kaybetmişliğinden çok bir baba gibi bizlere sahip çıkmasını unutamam. Köy koşullarında ne doktor, ne berber vardı. Anadolu işte komşuluk ilişkilerinin en güzel dönemlerinin yağmur yağdığında kapı kapı şeker toplayışlarımızı unutamam. Evin en küçüğü olmam demek 92'de ben doğmuşum 85'te ise abim. 1974'lerde evlenen anne ve babamın hayatı çocukluğunu yaşamamadan evlenen insanların hayatına örnektir diyebilirim. 10 Yıl çocukları olmamış. Allah'ın hikmetidir. Şimdi bugün 4 çocuk sahibiler. Babamın gurbette inşaatlarda, tünelde çalıştığını ve köyden aylarca bilmem kaç yüz km uzaklıkla geçen zamanlarını çocukluğum ile hatırlıyorum. Düşünün baba gurbette, anne ve babaanne ile büyüyorum 6 yaşına kadar... Karlı, çamurlu, yağmurlu günler demeden hertürlü köy hayatına rağmen bizleri yetiştiren anne ve babama  çok şey borçluyum.
*** 
Artık köy hayatından başlayan göç hikayemiz İstanbul'a taşınmamız ile yeni hikayeyi yazmamıza vesile oldu. Tabi o sene İstanbul'a geldiğimiz sanırım 1 yıl  bile olmadan yerde yattığımız(sünger üzerinde) süre içerisinde bir gece yarısı annemin bizi aniden kendini boşvermişçe hadi uyanın diyerek ışığı yakması ve o gece yaşanan depremde can siper birşekilde zamanla yarışması ile depreme şahitlik etmiştik. Sonrasında kar, kış demeden biz okumadık ama siz okuyun diyen anne ve babamızın eğitim için verdiği mücadeleyi anlatamam. Babamın inşaat işleri başta olmak üzere üzere günü birlik  işlerde çalıştığı dönemde annemin  çantalarımızı sırtlayıp, kar ve kış demeden bizi okula götürdüğü dönemleri unutamam. 
***
Özelimi anlatıyorum, yaşadıklarımı ve beni ben yapan değerlerimi paylaşıyorum. Aslında hepimizin hayatında buna benzer binlerce örnek var. Ama bugün Serkan Şimşek'i var eden anneme ve babama çok şey borçluyum. Tabi 4 kardeşiz derken, ortanca kardeşlerimizin kız olduğunu söylemeyi unuttum. Biz bu süreçte hayatın tüm zorluklarını yaşadığımızı düşünürken, yaşamdan giden ömrümüzün ilerlemesiyle anne ve babamızın hayat hikayelerini dinlerken biz birşey yaşamamışız diyorum kendi kendime. Yaşım büyüdükçe anneme ve babama olan sevgim her daim katlanarak arttı. Hatta kimi zaman onları kaybetme korkusu gözlerimde yaş olarak aksada pek  belli etmemeye çalışıyorum.
***
Çocukluğumuzun bize kazandırdığı en güzel değerlerden bazıları "Büyüklere Saygı ve Küçüklere Sevgi" idi. Kayışdağı'nda evimizin  yanında bulunan Darülaceze'yi ara ara kardeşler olarak ziyaret eder, yaşlı ve kimsesiz bakıma muhtaç teyzelerimizi ve amcalarımızın misafiri olurduk. Her birinin o kadar ilginç hikayesi var ki, Allah'ım bizi annemize ve babamıza karşı mahçup etme ve hayırlı evlat eyle diyorum. Şimdi size kendi yaşamımda şahit olduğum annelerimizin hikayesini paylaşmak istiyorum.
***
Akrabam D.A. 4 Yıl önce doğum gerçekleştirdi.  Ancak doğum esnasında meydana gelen pıhtı sonucunda 1 ayağını kaybetti. Ve herşeye rağmen yaşama tutunarak çocuğu için inandı ve her türlü zorluğa rağmen mücadelesinden vazgeçmeyerek ailesinin desteği ile takma protez bir bacak ile çocuğunu büyütüyor. Bu örneği bilerek verdim. Kimisi 9 ay kimisi daha kısa süre çocuğunu kucağına alacakken bu ve buna benzer gelişen durumlarda doğum masasında ölen annelerimizi, evlatları için organlarını bağışlayan annelerimizi, bacaklarını kaybeden annelerimizi, hasta olsada evlatlarına üzülmesinler diye sıkıntılarını, acılarını ve hastalıklarını söylemeyen ve doğum esnasında gelişen sorunlar nedeniyle psikolojisinde ciddi travmalar yaşayan annelerimizi UNUTMAYIN(!)...
*** 
Anne demek, 9 Ay karnında taşımak. Uykusuz kalmak, Aç Kalmak, Ölümü Göze Almak, Kısaca Hayatın kendisi demek. Anne demek kendisini feda eden, anne demek zorlukları evladı için kendini siper eden ve her türlü yaşanmışlıkların evladına doğru bir şekilde yaşatmak demek. Yeterki evladım görsün, evladım yaşasın, evladım okusun, evladım giysin, evladım gitsin, evladım tatsın, evladım duysun, evladım görsün, evladım bilsin demek. Anne demek FEDAKARLIK demek... Anne demek sokakta evladı için çöpte yemek toplamak, insanlardan istemeye de olsa evladı için ümit bağlamak demek. Anne demek 365 gün uykusuzluk, sen hasta olduğunda başında beklemek demek. Anne demek gözyaşında karşında ağlayan, hastalığında içten içe üzülen demek. Anne demek evladını Şehit olarak toprağa vermek demek. Anne demek sevginin kendisi demek. 
***
Anne demek ne pahasına olursak olsun evladın yaşaması ve yaşatılması demek. Anne demek oğlumun ve kızımın mürüvvetini göreyim, mutluluğuna şahitlik edeyim, askerliğini göreyim, sünnetini göreyim, torunumu göreyim ve seveyim demek. Anne demek HAYAT demek... Şimdi gelelim, ÖF ANNE'ye... 
***
Eşim seni istemiyor ANNE,
Sana bakamıyorum ANNE,
Gene altını pislettin ANNE,
Bıktım senden ANNE,
İstemiyorum ANNE,
Telefonlarına çıkmıyorum ANNE,
İşim var ANNE, 
Of, Püf ANNE,
Seni döverim ANNE, 
Karışamazsın sen kim oluyorsun ANNE,
Bana para ver ANNE,
Artık Darülaceze'de veya huzurevinde kalacaksın ANNE,
Artık ne halin varsa gör ANNE,
Çok uzaktayım ANNE, 
Gelemem ANNE, 
***
İşte hayatımızda biz insanoğlunu ne güzel özetliyor "ANNE". Binbir zorluklarla bizleri yetiştiren annelerimizi, büyüdüğümüzde görmemezlikten gelmek ve istememek aslında hayatın acı yönü. Annelerimizin yaşarken kıymetini bilelim ve onları hayatın her alanında yanlız bırakmayalım. Mesafeleri, işleri ve çeşitli bahaneleri onlar için üretmeyin. Unutmayın anneleriniz yaşarken değerini ve kıymetlini bilin, toprağa gömdükten sonra keşke dememek için HATIRLAYIN, SEVİN, İHMAL ETMEYİN. Bugün anneler günü ÖF Anne diyen evlat diyemeyeceğim insanların azalması, annelerinin kıymetini bilen evlatların sayılarının artması dileğiyle.  Tüm annelerimizin anneler gününü kutluyor, hayatını kaybetmiş tüm annelerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Sizlerin varlığı bizlere güç, hayatımıza anlam katıyor. İYİKİ VARSINIZ! Ellerinizden öperim. Kalın sağlıcakla...