AREA MİMARLIK
EROL TEPEBAŞI
  • 21 Ağustos 2018, Salı 2:20
SERKANŞİMŞEK

SERKAN ŞİMŞEK

Deprem ve Bayram

Aylardan ağustos, o zaman Sivas’tan geleli henüz iki yıl olmuş ve ailecek kaldığımız evde derin bir uykuya dalmıştım. Ne olduğunu bilmediğim bir sesin eşliğinde annemin kalkın hadi çabuk bağırışlarıyla uyanmıştık kardeşlerimle… 

Ne olduğunu bile anlamadan gecenin karanlığındaki o ses (sanki üstümüzden uçak düşecek gibi geçiyor) zannettiğimiz şeyin aslında annemizin telaşlarıyla deprem olduğunu aniden binadan çıkınca anlamıştık. Deprem olmuş ve herkes olabildiğince açık alanlara koşuyordu. Şans eseri o dönemde evimizin yakınındaki park şuan ki, 80.Yıl Cumhuriyet Parkı’nda ailem gibi yüzlerce insan battaniyeleri ile dışarıda tedirgin bekliyor ve bir yandan da çadırlar kuruyordu. O gece çok uzun aslında benim gibi bir çocuk için çok korkunç bir geceydi. 

Sabah gün ışığı ile birlikte ortaya çıkan deprem gerçeği ve acı bilançoyla birlikte,  gece anlamını bilmediğimiz o korku ve tedirginlik yerini acı ve gözyaşına bıraktı. Binaların birçoğunda camlar patlamış, duvarlar çatlamış, can havliyle sığındığımız park ortadan ikiye yarılmıştı. 

Şimdi o çocukluğumda hatırladığım uykuda iken gece 03.02’de yaşadığımız 45 saniyelik depremin ardından 17 Bin 480 insanın hayatını en kaz altında kalarak yitirdiği gerçeğinin üzerinden 19 yıl geçerken acılar yaşayanlar için hala ilk gün ki gibi tazeliğini koruyor.  Ama biz insanoğlu deprem gerçeğiyle yüzleşmek yerine onun istediği gibi (betonlaşan şehirler ve yok olan yeşil alanlarımız) gündelik hayatımız da her şeyi anlık ve hiç bir şey olmamış gibi yaşıyoruz.
***
Özellikle Anadolu’da yaşayan nesillerin örf ve âdeti diye nitelendirdiğimiz “Bayramlar” artık günümüz modern şehirlerinde “Bayramsızlaşmaya” doğru hızla ilerliyor. Paylaş(mak) ve Barış(mak) arasındaki anlam aslında günümüzü çok net bir şekilde özetliyor. Eskiden çocukların bayramda heyecanla anne ve babaları tarafından alınan ayakkabı ve kıyafetlerin yerini günümüzde teknoloji alıyor. Aile büyüklerimizi ziyaret etmek, kabir ziyaretleri ise adeta bahaneler ile unutulmaya başlanıyor. Çünkü bizi biz yapan değerlerimizi gün geçtikçe unutuyor ve unutmak için çaba sarf ediyoruz. Özellikle Anadolu’da yaşayan insanların pencere kenarlarında yolunu gözlediği misafirleri için hazırladığı ikramlıklar ise sadece masaya konmakla kalıyor. Unutuyoruz… Uzaklaşıyoruz… Kaybediyoruz… Kısaca bizi biz yapan değerlerimizi annelerimizi, babalarımızı, dedelerimizi ve nenelerimizi aklınıza gelen tüm büyüklerimizi ihmal ediyoruz. Onlara zaman ayırmak yerine gereksiz bahanelerle hem onları üzüyor, hemde kendi geleceğimizi yok ediyoruz. Sevdiklerinize zaman ayırın, yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır… Bu vesileyle siz değerli okurlarımın Mübarek Kurban Bayramını en içten  dileklerimle kutlar, zamanı iyi değerlendirmenizi dilerim…
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


HABER İHBAR HATTI
yukarı çık